Dün Gece

Dün gece Kiraz Festivali etkinlikleri için sahile gittim.84 yılından bu yana hiç sarmıyor beni bu festival sevgili çünkü o alanda  gezindikçe bir yangının külü savrulur ve yapışır bedenime beni boğarcasına.Aynı yıkımları içimde tekrar tekrar yaşamamak için uzun yıllar gitmedim festival alanına..Yıllar sonra dün gece yine gittim .Her yer ana baba günüydü, mahşeri bir  kalabalık  vardı festival alnında. Gözlerim ayak parmaklarımda şuursuzca gezinirken sanki damarlarımda cam kırıkları dolaşıyordu sevgili.Etrafımdaki insanlar içimden geçenleri sezecek diye ürkek adamlarla turlarken   seni düşünüyor ve  bir yandan da sensiz geçen yılların muhasebesini yapıyordum sevgili.Festival benim için ayrılık yıl dönümü anlamına geliyor sevgili.Onca geçen zamana rağmen duygularımda ve hislerimde hiçbir  değişiklik olmadı sevgili..Bir gün seninle buluşup tebessümüne şahit olma ümidi mütemadiyen içimi ısıtıyor sevgili..Ben seni sevdiğime hiç pişman olmadım sevgili..Sonuç olarak ben hâlâ bu ayrılığı hak etmediğimi düşünüyorum sevgili.Ben  hâlâ  senin beni sevebilme ihtimalini seviyorum sevgili.Aşk, hiçbir zaman pişman olmamaktır sevgili..

Öyle Yaşarım

Ey Sevgili!
Bilir misin ben nasıl yaşarım?
Göndermesen de bir selâm ,bir haber, unutulmadığımı ümit eder, öyle yaşarım.
Bildirmesen de sevdiğini, sevilmeyi umar  öyle yaşarım.
Almasan da beni yanına, ben seni  hep gönlümde taşır , öyle yaşarım…Soğuk ayazında umutlarım ısıtır içimi, öyle yaşarım.Yağmurun ellerinden tutar,  sırılsıklam olup sana öyle koşarım. Seni düşündükçe vuslatı hayal ederek  ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşı ile yaşarım sevgili…

Al Sevgili

 

Bunca yıl  yüreğimde biriktirdiğim sevgimi  al senin olsun sevgili.Sabrım senin olsun,özlemlerim,aşkım senin olsun.
Dolunayın menekşelendiği  penceremde, her geçen gün özlemler boyadığım saksımdaki çiçeği de  al… O da senin olsun sevgili.  Yıllarca koruduğum, kirletmediğim , tertemiz duygularımı da  al senin olsun sevgili…Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlarımı, onları da al senin olsun sevgili..Ne arayıp  soruyorsun.Bu bekleyiş beni çok yoruyor sevgili…

Ne Kötüdür

“Ne kötüdür, insanın aklı ile yüreği arasında çaresiz kalması sevgili..
Ne kötüdür,   an kadar yakın olduğumu sanıp aslında senin bir asır kadar uzak olduğunu idrak etmek..
Ne kötüdür, insanın duygularını anlatamaması sevgili.
Ne kötüdür, “Ben.” deyip susup kalmak…
Ne kötüdür, “Sen” deyip ağlamaklı kalmak , yutkunmak, susmak, susmak ,susmak….”          Ne kötüdür,  mecbur kaldığınla hayat sürüp unutamadığınla ölmek………………………..                                                                                                                           Suskun bir ömür…

 

Bugün Yarından Daha Genciz

 

66

İnsanlar başlarından bir çok tuhaf olay geçtikten sonra yaşadıklarının farkına varırlar.Bu farkına varış bir kaybedişle başlar genelde. Hayat akıp giderken zaman zaman kalbimizin sesini dinlemek istesek de aklımız buna izin vermez…Korkak  olan aklımız kalbimizin sesini dinlememize sürekli mani olur. Aslında kalbimizde de ya incinirsem ya kırılırsam korkuları vardır.İşte bu korkular  yüzünden kalp   akıldan çekinir.

İlk gençlik yıllarımızda kalbimiz aklımızı asla önemsemez. O yüzden çocukken sık sık aşık oluruz… İnsanoğlu yaşı ilerledikçe  aklı öne geçer ve bu yüzden hep aşkı öteler.  En basiti ,terk edilmenin acısını bildiğinden  aynı acıları yaşamamak için temkinli davranır o yüzden kalbin sesini dinlemez. …Şu bir gerçektir ki  korkak bir kalp aşkı tadamaz ;aşksız bir hayat ise hiç yaşamamaktır sevgili… Ben aşkı yaşadım ama faturası çok ağır oldu sevgili…Toprağı kokluyorum sensin,taze bir yaz yağmuru…Durgun yeşil sulara düşüyor şavkın,kalbimde kuş telaşı bir yangın;yüreğim üşüyor…Koşuyorum bir incir yaprağı sarıyor seni,sen gamzeli kadın, kanayan gül dikenim….Serin söğüt gölgelerinden İstanbul esen sevgili. Gözlerim yanıyor, içim acıyor hasretinden ama hasretin seni bana getirmez ki …

 

 

 

Dokunma Kalsın

İçimde kalan şarkılarıma, ruhumdaki sönmeye yüz tutmuş ışığıma dokunma sevgili! Gözlerini gözlerimden kaçırabilirsin  ama ne olursun anılara dokunma sevgili! Yıldızları al bir yanına, sevdiğimiz şarkıları da  al …   Pencereme konan yusufçukları da al..Bana karanlığı bırak ama bana dokunma, beni bana bırak . Hadi kanatma ,hadi yıkma ,hadi dokunma kalsın gömleğimde kokun… Düşlerimi yakarak gitmen yetmez mi? …  Ne olur  o güzelim anılara dokunma..

 

 

Teşekkürler

Her şey çok güzel giderken ve  hayatı aşktan ibaret zannederken bir anda işler  ters gitmeye başlar.Aşk ansızın kapıyı kırar ve çeker gider… Tarifi zor acılar çöreklenir kalbimize, işte o andan itibaren  türkülerin yanık kısmı çalınır kulağımıza…     Aşk gidince geriye kocaman bir boşluk kalır. Zaman geçtikçe içimizdeki boşluk ince  bir sızıya dönüşür  . Bu süreçte aşkın ardından kalan kırıkları toplamaya uğraşırken öfke basar benliğimizi.    Agresif  oluruz. Etrafımızdaki eşi dostu hayrete düşürecek derecede kabalaşır, hırçınlaşırız, kalp kırıcı oluruz.Hayata küseriz,sevgiliye sitem ederiz…   Oysa olaylara farklı bir pencereden bakmayı denesek. Mesela: “Onca güzel an yaşadım, öyle mutlu oldum ki … Sen gidince çok yalnız  kaldım. Evet, bu yalnızlığı sevmedim ve şimdi üzülüyorum çünkü seni çok sevdim.… Keşke bana yüklediğin aşkı daha uzun bir zaman diliminde yaşasaydık. Birlikteliğimiz keşke daha uzun sürseydi . Beni çok mutlu ettiğin ömrümün  o en güzel günleri için sana çok teşekkürler sevgili.” diyebilsek. Daha güzel olmaz mı?

 

SULTANIM

Artık sustum ey sevgili.Aşk dediğin susmaktır ,aşk dediğin susup beklemektir ey sevgili!Beklemek   dünyanın en asil eylemidir sevgili… Aşk, vazgeçmektir ey sevgili!Mecnun gibi aklından, Kerem gibi bedeninden hatta cümle cihandan vazgeçmektir sevgili…
Aşk, susmaktır ey sevgili!
Kalemin mürekkebinin kuruduğu zamanda, sözün bittiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Aşk dediğin susup beklemektir sevgili.
Suskun bir ömür…

Yanar sözlerim, bakma gözlerime.
Canımdan başka servetim yokken,
Canımdan geçmeye geldim.
Kabul et n’olur ey sultanım aşkınla yanmaya geldim.
Kabul et n’olur ey sultanım aşkınla yanmaya geldim.
Dağ, taş, toprak iken umman olmaya geldim.
Aşksız bi çareyken,
Kendimi bulmaya geldim…

14 Kasım

Kasım deyince:

Atamız bu ayda ebediyete göçtü.

“Yaşadığım en derin aşktın sen.” dediğim sevgili de bu ayda doğdu.

Eğitimin lokomotifi olan öğretmenlerimin günü de bu ayda kutlanıyor.

İlimizin kurtuluşu da kasım ayına denk geliyor. Kasım çok farklı duyguları en yoğun şekilde yaşadığım bir aydır .

Ayın ondördü gibi bir kız doğar 1964 14 Kasım’ında.Ben aşkı onda yaşadım…Tutkularım  onu sayesinde aklımı ele geçirdi.

O, kırılan umutlarımın lezzetli kederidir.Onun için yıllardır gönüllü kölelik yapıyorum sevdama…Susuyorum…

Sevmek,söylemek değildir.Alıp yüreğine koymaktır sevgili.Aşk,susmaktır ey sevgili …  14 Kasım doğum günün kutlu olsun sevgili.

Her kasımda Tevfik Fikret’in “Krizantem” şiirindeki “Krizantem içimde bir yaradır.” dizesini mırıldanırım..

KRİZANTEM’DEN

…………………………………..

Hep onun yâdigârıdır kederim;
Açılır sonbahar olunca ayân,
Krizantem içimde bir yaradır.

Tevfik Fikret

Yine aylardan kasım, sanki sende kaldı bir yarım;her nefesim her anım, sanadır canım…

Sükût

Kalbimdeki sevgi o kadar saf ki sevgili işte o yüzden yasımı isyansız tutuyorum .

Yüreğim  hüzünlerle sarmaş dolaş,  dilim ise lâl olmuş. Her şeye rağmen hislerimin içinde  nefret yok ,öfke yok zerre kin yok sevgili …Sadece sükût …Sükût ki artık bir uzvum gibi…Sükût ki ikramımdır … Sükûttan başka demir atacağım bir limanım da yok sevgili…

Hislerimle barışığım.

Mütemadiyen mırıldandığım dizeler:

Yok ağlatmaz asla beni bir gün ayrılık.

Pişmanlığım nefret olmaz, öfke olmaz.

Senden daha acı bir hasret bulunmaz.

Hasretinden prangalar eskiten gönlümün artık acılar hissetmesini istemiyorum sevgili .Yıllardır nefretsiz bir yas tutuyorum.Kalbimin temizliğine belge niteliğinde…

Nefrete düşmeden suskun kaldım ; acılarımı yüreğime  gömüp isyansız yaşadım Ben bir ömürdür  sevgi dolu kocaman bir kalp taşıyorum sevgili… Sükûtum ikramım  olsun sevgili.. Beni öyle güzel unutmuşsun ki sevgili  hatırlatmaya kıyamadım …

Biliyorum Sevgili

Şunu unutma ki şarkılarım bir gün  düşürecek yollara  seni de…   Bir gece yarısı terk edilmiş bir bebeğin yanık ağlaması kalbini sızlatacak sevgili.

Hatırlar mısın  Kalamış’ta  senin elinde  kırmızı bir gül  benim serde sevda?.. Çocuklar gibi şen şakrak salıncakta sallandığımızı. Ta ki bekçinin bize: “Siz çocuk musunuz?” diyene kadar.Gülüşerek kaçışmalar. Sonra falcı teyze falımıza baktı.Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya çalışmıştı sevgili….Bu anlar aklına geldikçe sen de beyaz bulutlara bineceksin… Bazı şeylerden uzaklaşmak uğruna…Hüznün acı baskınlarına çaresiz sen de teslim olacaksın sevgili…Kendinden kaçıp  narin parmaklarınla    ak düşmüş saçlarını öreceksin sevgili … Çözeceksin saçlarını ve sonra sarkıtıp  omuzlarına delice sere serpe dökeceksin onları…Sere serpe ve delice sevgili..

Zeytin gözlerini mehtaba kayan yıldızlara dikeceksin ve kapladıkça bahar kokusu etrafı gamzelerin yavaş yavaş kaybolacak sevgili … Her kadın gibi endamını seyredip aynaya bakarak   mırıldanacaksın sevgili :”Benim de bir sevenim vardı..”diyeceksin….

Saymadım Kaç Yıl Oldu

kürk

Bu kitap beni sana götürüyor sevgili,

Sabahattin Ali  “Kürk Mantolu Madonna” kitabında der ki:“:Birbirlerine bu kadar yakın kimselerin buluşması enderdir. Biz tesadüfün bu lütfunu tekmelemeyecek kadar zekâ gösterelim.”Ali_  Ne hoş bir tespit… Bizim için de geçerliydi ama olmadı sevgili…

Raif ve Maria birbirilerine ne kadar yakın, birbirilerine ne kadar uzaklar değil mi sevgili…Bizim gibi… Raif, benim artık sevgili :Suskun Bir Ömür…

……………………………………

Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan  fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.

………………………….

Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz.

…………………………………..

Dün yanınıza geldim… Beni evime götürmenizi istedim… Bugün beraber gezmeyi teklif ettim… Akşam yemeğini beraber yiyelim dedim… Adeta size musallat oldum…Fakat sizi sevmiyorum. Deminden beri hep bunu düşündüm…Hayır, sizi de sevmiyorum… Ne yapayım? Sizi belki hoş, hatta cazip buluyorum, belki de şimdiye kadar tanıştığım erkeklerin hepsinden ayrı taraflarınız olduğunu görüyorum, ama bu kadar… Sizinle konuşmak, birçok şeylerden bahsetmek, münakaşa, kavga etmek… Darılmak, tekrar barışmak, bunlar beni muhakkak ki memnun edecek…Fakat sevmek? Bunu yapamıyorum… Şimdi ne diye durup dururken bunları söylediğimi merak edersiniz… Dediğim gibi, başka şeyler bekleyerek ileride bana darılmayız diye… Size ne verebileceğimi şimdiden bildireyim ki, sonra sizinle oynadığımı iddia etmeyesiniz: Ne kadar başka olursanız olun, gene erkeksiniz… Ve bütün tanıştığım erkekler bunu, yani kendilerini sevmediğimi, sevemediğimi anlayınca, büyük bir teessür, hatta hiddetle beni terk ettiler… Güle güle… Ama niçin beni kabahatli zannettiler? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yaşattıkları bir şeyi vermedim diye mi? Bu haksızlık değil mi? Sizin de hakkımda aynı şekilde düşünmenizi istemem… Bunu da lehinizde bir nokta olarak kaydedebilirsiniz…”
Şaşırmıştım. Fakat sükûnetimi bozmamaya çalışarak :
“Bunlara ne lüzum var? Arkadaşlığımızın şekli bana değil, size tabidir. Siz nasıl isterseniz öyle olur!” dedim…………. Asla bitmesin istersin de bitmek zorundadır ya ; işte öyle bir şeye benzer bu kitap da…

SABAHATTİN ALİ- KÜRK MANTOLU MADONNA…

Ey Sevgili

Merhaba Sevgili.
Nereye gitsem, orada yorgun, yılgın, bitkin  beni   buluyorum sevgili. Sağ yanımdan onarılsam sol yanımdan yıkılıyorum sevgili. Ayrılığın tahribatı canı geçip kemiğe dayandı sevgili…

Keşke rüya mesafesinde bile olsa her şeyi unuttuğum bir uykuya dalsam sevgili…

Ne alır bendeki bu  yorgunluğu ve acaba beni ne paklar sevgili?   Ne akıtır içimdeki  zehri sevgili?

Yıllar ne çabuk geçti sevgili . Ben hâlâ  kendime gelemedim sevgili… Biri bana hatırlatsa bir güle su vermeyi? Biri de  su mermerine çocukluğumun resmini oysa  sevgili?

Aklıma güvensem kalbim kırılır, kalbime güvensem aklım kırılır  sevgili. Hedefi kaybolmuş bir gemi gibiyim, hangi rüzgâr bana yardım eder ki sevgili? Kim çetrefil cümlelerden arındırabilir dilimi sevgili? Kim okyanus dalgalarının yelesinden su serper üstüme?  Hangi asma dalı üzerime salar gölgesini? Hangi gece,  üzerime bulutlarını örterek  uyutur beni sevgili? Kim indirir- bu yangın yeri gibi olan kalbimin üstüne-  durgun denizin sükûnetini sevgili? Kim açar antik şehrin zaman kapısında unutulmuş, paslı kör kilidi sevgili?Çok zor ,çok zor artık sevgili…

Özlemim gökyüzü kadar uçsuz bucaksız sevgili ..Herkesle helalleşmek istiyorum sevgili…

Sonuç olarak kimde hakkım kalmışsa  helâl ü hoş olsun sevgili? Sende de haksız yediğin tokadımın hakkı var biliyorum sevgili.. Sen de o anı  helâl ü hoş et bana sevgili…O günden sonra hiç bir bayana elim kalkmadı sevgili….Sen gidince hayat çok şeyler öğretti bana sevgili…Keşke gitmeseydin de ,cahil kalsaydım sevgili…

İzlerini Nerede Bulurum Senin

1   8

Bugün zaman zaman uğradığın mekandan geçti yolum.Belki seni görürüm diye umutlandım.Göremedim…Olsun…Gözlerinin gördüğü o yerleri  fotoğraflayarak ölümsüzleştirmek  de yeter bana. Ben bu fotoğraflara baktıkça senin gözlerini hatırlıyorum sevgili…Bahçeköy…

Anladım ki

Anladım ki bir sevdayı  bir kişi yaşıyorsa  sonuç hüsranmış. Anladım ki bir sevdayı, gül değil, sırf bülbül yaşıyorsa  kesilirmiş gür sesi çünkü aşk tek başına yaşanırsa kahırmış sevgili.. Karşılıksız seven kalp bir ömür  hamal gibi acılar taşırmış sevgili. O yük öyle bir yük ki dünyalardan ağırmış  sevgili … Artık kendimden de vazgeçtim sevgili. Canımı ayağının dibine  bıraktım. Titremesin ellerin, gitmeden onu da al ,zaten senin sevdanla canımdan da ıraktım sevgili.. Bırak beni , sen beni bırak sevgili…Seviyorum kahretsin…Seviyorum elimde değil ..Yaşadığım en derin aşktın sen sevgili…

Bize arkadaşlık az, aşk ise fazla geldi.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.